Kutsal Kitap Tarihindeki Başlıca Olaylar

Kutsal Kitap, “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı” cümlesiyle başlar. Bu, bir varlığın kullanabileceği en geniş, en kapsamlı ve en evrensel ifadedir. Var olan her şeyi barındırır içinde. Tüm dünyayı içine alır. Bu, bir önceki sayfadaki diyagramda ağız şeklindeki huniyle gösterilmektedir.

Kutsal Kitap bildirisi devam ederken, Kutsal Yazılar’ın tüm dünyaya ve onun insanlarına olan ilgisi azalır ve daha küçük insan gruplarına odaklanır. Kutsal Yazılar, dünyanın Kurtarıcısı’nın gelmesine aracılık edecek olan Rabbe sadık kişilere yoğunlaşır. Bu sadık kişiler, gittikçe dünya nüfusunun çok daha azını oluştururlar. Ve İsa Mesih tüm sadıkların umudu olarak geldiğinde, çok az sayıda imanlı kişi kalmıştır. Aslında mükemmel bir şekilde itaat eden bir tek O vardı da denilebilir. Daralmış huni şekli, bu gerçeği vurgulamaktadır.

Mesih’in gerçekleştirdiği kurtuluş, Kilisenin uluslara taşımakla yükümlü olduğu Müjde (İyi Haber) olmuştur. Artık belirli bir grupla sınırlı değildir, evrensel bir uygulama alanı vardır. Bu yüzden, Kutsal Kitap mesajı, kainatın yaratılışıyla başlar, odak noktası vaat edilen gelinceye kadar daralır ve sonunda tüm dünyanın kurtuluşu için genişler.

Kutsal Kitap Tarihindeki Başlıca Olaylar

Yaratılış hikayesinin ardından (Yaratılış 1 ve 2) Kutsal Kitap, insanlığın temsilcileri olan ve Yaratıcılarına itaat etmeyi reddeden Adem ve Havva’nın günaha düşüşü sonucu oluşan dünyanın bozulmuşluğunu konu alır (Yaratılış 3). Bu noktadan sonra Kutsal Kitap, Tanrı’nın dünyayı ve insanlığı bu düşmüş konumdan kurtarmak için ne yapmaya karar verdiğini anlatır. Tanrı, kurtuluş planını, temsilcisi olmak üzere çağırdığı seçilmiş halka açıklamıştır; öyle ki bu temsilciler aracılığıyla dünyanın kurtuluşu gerçekleşsin. Bu seçilmiş aracı grup, tüm dünya Adem’de olduğun için ilk başta daha geniş bir yapıya sahipti. Fakat daha sonra Tanrı’nın kurtuluş vahyinin aracıları, Adem’in oğulları arasında sadece Şit’in soyundan gelmişlerdir (Yaratılış 5:3 & 4). Binlerce yıl sonra, Nuh ve ailesi Şit’den gelen sadık soy olmuştur. Nuh’un üç oğlundan sadece Sam Tanrı’nın kurtarma planını gerçekleştirmede özel bir sorumluluğa çağrılmıştır. Sam’ın soyundan gelen Tanrı’nın seçilmiş kulu İbrahim’le de kurtuluş vahyinin temsilcileri daralmaya başlamıştır.

Kurtuluş kanalı ya da Tanrı’nın kurtuluş planını gerçekleştirmek için seçtiği aracılar, İbrahim’den sonra daralmaya başlamıştır (İ.Ö. 2000). İshak ve Yakup’la birlikte, kurtuluş vaadini gerçekleştirme kanalı tek bir ulusla sınırlandırılmıştır (Yaratılış 26-50). Bu noktada İsrail halkı, Yakup’un soyu, Tanrı’ya sadık olmaya çağrılmıştır; öyle ki sonunda aralarından dünyanın kurtarıcısı gelsin. Kurtuluşun aracısı olan İsrail ulusunun kimliği, Musa ile Mısır’dan çıkıncaya kadar 400 yıl boyunca Mısır boyunduruğu altında tanımlandı. Sina Çölü’ndeki 40 yıllık göçebe yaşamı, Yeşu liderliği altında Kenan diyarının fethi ve İsraillilerin buraya yerleşmesi izledi. Bunu, 300 yıl boyunca 12 oymaktan oluşan ve bir hakim altında dış tehlikelere karşı periyodik olarak birleşen düzensiz bir federasyon takip etti. Bu yüzden, bu döneme Hakimler denilmektedir.

İ.Ö. 1000 yılında Davut İsrail’in kralı olduğunda, 12 oymaktan oluşan ulustan tek oymağa, Tanrı’nın seçilmiş halkı olan Yahuda’ya doğru dönüşüm başladı. Kurtarıcı Mesih’in gelmesine aracılık edecek sadıklar, daha da belirginleşmeye başladı. Bu yüzden, Davut’tan sonra oymakların kaderi, Kutsal Kitap’ın odak noktası oldu. İsrail’in diğer oymaklarının önemi, Tanrı’nın yavaş yavaş açıklanan planında gittikçe azaldı. Aslında, 9 kuzey oymağı, Süleyman’ın ölümünden sonra bağımsızlıklarını ilan ettiler (İ.Ö. 931). Daha sonraları putperest oldular ve bir daha asla birleşmiş bir şekilde dönemedikleri Asur sürgününde (İ.Ö. 721) katliama uğradılar.

Fakat Yahuda da İsrail ulusunun diğer oymakları gibi git gide Tanrı’ya daha az itaat eder oldu ve git gide kurtuluş aracısı olarak hizmet etmeye daha az yeterli oldu. İ.Ö. 587 yılında, Yahuda, Babil askerilerinin yıkımına uğradı ve esir alınarak Babil’e sürgün edildi. Bu tarihten sonra Kutsal Kitap, Yahuda oymağından Tanrı’nın kurtuluş planına hizmet eden küçük bir gruptan, bir azınlıktan söz eder. Daha sonra bu azınlık, İ.Ö. 537 yılında Babil sürgününden döndü ve Yeruşalim’de tapınağı tekrar inşa ederek Tanrı’ya tapınma yaşamanı yeniledi (İ.Ö. 510). Ezra, Nehemya ve Malaki’nin anlattıkları dışında, bu küçük grupla ilgili pek bir şey bilmiyoruz. Fakat Matta 1’deki soy ağacı gibi Yeni Antlaşma yazılarından bu azınlık grubun, Mesih’i dünyaya getiren tek bir Yahudi kızına, Meryem’e kadar daraldığını biliyoruz.

Mesih’te tüm kurtarma vaatleri yerine gelmiştir. Kutsal Kitapsal vahyin uzun yıllar boyunca geleceğini öngördüğü O’dur. Mesih, O’nun önünce giden nihai vahiysel ışığı temsil etmektedir. İsa’nın yaşamı, ölümü ve dirilişiyle tüm ulusların için kurtuluş sağlanmıştır. Böylece, Tanrı’nın evrensel yaratılış eylemiyle başlayan kurtuluş tarihi, Mesih’te tamamlanıncaya dek sürekli olarak daralır ve en sonunda Mesih’ten sonra tekrar evrenselleşir. Mesih’in müjdesi, tüm oymaklar, tüm diller, tüm halklar ve tüm uluslar içindir.

Bu, Kutsal Kitap’taki vahyin şemasıdır. Tanrı’nın kurtuluş planını uygulamak için kullandığı aracılar, tüm dünyayı kapsayan Adem ve soyundan Şit soyuna, oradan Sam soyuna, daha sonra İsraillilere ve son olarak İsa Mesih’e kadar daralır ve daha sonra Yeni Antlaşma’da bir kez daha bütün insanlığı kapsayarak evrenselleşir. Yani, Kutsal Yazılar’ın mesajı evrenselden başlar, daha sonra kurtuluş planı için gittikçe daralır ve özelleşir ve en sonunda kurtuluş sağlandıktan sonra tekrar evrenselleşir. Mesih’in kurtaran müjdesi tüm dünyayı hedef alır.

İsa Mesih: Kutsal Yazılar’ın Merkezi

Kutsal Kitap’ın mesajını bu şekilde görsel olarak göstermemiz nedeni, Eski Antlaşma’nın Mesih’in gelişine nasıl işaret ettiğini vurgulamaktır. Yeni Antlaşma, Mesih’i, insanlar arasında yaşamış olan, çarmıhta ölen ve gömülen, daha sonra dirilen ve göğe alınan biri olarak sunmaktadır. Mesih, Babası’nın sağ tarafından, kurtarmış olduğu insanlarla, yani Kilisesiyle yaşaması için Kutsal Ruhu’nu göndermiştir. Bu sayede Ruh tarafından esinlenmiş Kilise, Mesih’te gerçekleşen Tanrı’nın kurtuluş mesajını taşıyabilmiştir. Kilise, yeni İsrail’dir, dünyada Tanrı’nın halkı olmaya çağrılmıştır; öyle ki Tanrı’nın tüm dünyayı barıştırma ve kurtarma planı tamamlansın.

Vahiysel Dönemlerin Tarihi

Yukarıda bahsedilen vahiy düzenindeki ilginç durum, temel vahiysel olaylar arasında 500’er yılın bulunmasıdır. Yaratılış 1’den 11 kadar olan bölümü tarihlendirmek imkansızdır. Ancak İbrahim ile beraber oldukça doğru tarihler saptanabilir. İbrahim, yaklaşık olarak İ.Ö. 2000’de, Musa İ.Ö. 1500’de, Davut İ.Ö. 1000’de yaşadı. Sürgünden sonra tapınak, İ.Ö. 500’den hemen önce tekrar yapıldı ve Mesih, takvimde 0 noktasında doğdu. Aslında, Mesih’in doğumu bizim takvimlerimize göre tam 0 değildir. Mesih’in doğumu, günümüzde kullandığımız takvimlerdeki 0 noktasından 4-7 yıl daha önce gerçekleşmiştir.

Yukarıdaki tarihler Kutsal Kitap referansları üstüne kurulabilir. Süleyman’ın tapınağının yapılış tarihi, İ.Ö. 967’dir. Bu tarih üzerine pek tartışma yoktur (4-6 yıl daha erken ya da daha geç). 1. Krallar 6:1, Süleyman’ın tapınağının İsrail halkının Mısır’dan çıkışından 480 yıl sonra inşa edildiğini söyler. 480 yılına 967 yıl daha eklediğimizde, Mısır’dan çıkışın tarihi olan İ.Ö. 1447’ye ulaşırız (Yaratılış 46:1-7). Musa, Mısır’dan çıkış gerçekleştiğinde 80 yaşında olduğuna göre, Musa’nın doğum tarihi, yaklaşık olarak İ.Ö. 1527’dir.

Mısırdan Çıkış 12:40, Yakup’un soyunun Mısır’da 430 yıl kaldığını söyler. Bu yılı da Mısır’dan çıktıkları yıla eklersek, Yakup’un ailesinin Mısır’a gittiği tarihe, İ.Ö. 1877’ye ulaşırız. Yaratılış 47:9’a göre Yakup o zaman 130 yaşındadır; öyleyse Yakup’un doğum tarihi de İ.Ö. 2007’dir. Dahası, Yaratılış 25:26’da İshak’ın, Yakup doğduğunda 60 yaşında olduğu yazmaktadır, ki bu da İshak’ın doğum tarihinin İ.Ö. 2067 olduğunu gösterir. Son olarak, Yaratılış 21:5, İshak doğduğunda İbrahim’in 100 yaşında olduğunu belirtir. Aynı şekilde bunu 2067’ye eklediğimizde, İbrahim doğum tarihine, yani İ.Ö. 2167’ye ulaşırız. İbrahim 175 yaşına kadar yaşadığına göre (Yaratılış 25:7), 175’i   İbrahim’in doğum tarihine eklersek, ölüm tarihine, İ.Ö. 1992’ye ulaşmış oluruz.  Kısaca, İ.Ö. 2000ler, büyük atalarımızın, İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un hayatta olduğu kolay hatırlanabilecek bir zaman çizelgesini oluşturur.

Davut’un kral olduğu tarihi bulabilmek için onun 40 yıllık krallık sürecini, Süleyman’ın tapınağını kurduğu yıla, yani Davut’un öldüğü yıl olan 967’ye eklemek yeterlidir. Kısaca, Davut, İ.Ö 1007’de krallığına başlamıştır.

Sürgünden sonra Tapınağın tekrar yapımı, aşağı yukarı İ.Ö. 500 yılında gerçekleşmiştir. Babil sürgününden dönüş, İ.Ö. 537 başlamıştır. Hagay’ın peygamberliğine göre, tapınağın yapımı çok yavaştı ve muhtemelen 20 yıl sürdü. Bu yüzden tapınak hizmetinin yenilenmesi, yaklaşık olarak İ.Ö. 500 yılına karşılık gelmektedir.

Binlerce yıllık beklenti ve öngörüden sonra, Vaat tohumu dünyaya geldi. Tarihin O’ndan önce ve O’ndan sonra olarak ikiye ayrılması ne kadar yerindedir! Yaratılıştan beri gerçekleşen en önemli olaydır. Mesih’in yaşamı, ölümü, dirilişi, birliği ve düzeni tekrar oluşturmayı ve insan ile Tanrı arasındaki bozulmuş ilişkiyi düzeltmeyi garantilemiştir. Elçi Pavlus bunu şöyle açıklıyor:

Bunların hepsi Tanrı’dandır. Tanrı, Mesih aracılığıyla bizi kendisiyle barıştırdı ve bize barıştırma görevini verdi. Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti. Böylece, Tanrı aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih’in adına elçilik ediyor, O’nun adına yalvarıyoruz: Tanrı’yla barışın. Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım. (2. Kor. 5:18-21)

Yeni Antlaşma’daki 27 kitap, Tanrı’nın dünyayı kurtarmak için yaptıklarını kayda geçirmeyi tamamlamıştır. Yeni Antlaşma düzeni, İ.S. ilk yüzyıldaki Roma düzenine göre yapılmıştır. Başta, Müjde kitaplarının ele aldığı Mesih’in başlıca öğretileri ve temel olaylar vardır. Onu, Mesih’te gerçekleşen kurtuluş Müjdesinin yayılmasıyla artan Kilisenin tarihi izlemektedir. Yeni Antlaşma’daki kitapların birçoğu, Kilise yaşamını düzenlemek ve inancını oluşturmak için farklı elçiler tarafından yazılmış olan mektuplardır. Kutsal Kitap’ın son bölümü, Vahiy başlığını taşımaktadır. Bu kitapta Kiliseye, sadece doğruluğun hüküm süreceği yeni yer ve göğü sabırla beklerken Rabbe sadık kalma çağrısı yapılmaktadır.

Kutsal Yazılar’a bu genel bakış, bazı belirli olayları genel mesaj dahilinde anlamamızı sağlamaktadır. Kutsal Kitap’ta yazılı olan olayların ne zaman gerçekleştiğini bilmek çok önemlidir; çünkü Tanrı, kendini belirli zamanlarda ve belirli yerlerde açıklar. Tarih, Tanrı ile iletişim için gerekli zemini hazırlar. Gelecek bölümde, Kutsal Kitap’ın mesajını, tarihin belli başlı olaylarıyla ilişkilendireceğiz. Bu tarihsel periyodlara, Vahiysel Dönemler adını vereceğiz.

İnsanlar Aracılığıyla Gerçekleştirilen Tanrısal Plan

Diyagramda bulunan diğer bir öğe de, kurtuluş tarihine yön veren önemli bir gerçeği vurgulamaktadır. Diyagramın merkezinde, baştan sona doğru daralan bir kanal görülmektedir. Bu kanal, Tanrı’ya hizmete çağrılanlardan sadece küçük bir azınlığın Rab’be sadık olduğunu göstermek için tasarlanmıştır. Kutsal Kitap’ın herhangi bir yerine baktığımızda, çoğunluğun sürekli olarak isyankar, putperest ve yalancı olduğunu görürüz. Bu çoğunluk, kendi arzuları ardından giden, hırslarını içinde boğulan ve Tanrı hizmetinde bulunmanın gerçek anlamını kavrayamayan kişilerdi. Sadık olan azınlık ise, aracı olarak hizmet ettikleri Tanrı’nın kurtuluş planının gerçekleşmesine odaklanmışlardı. Bu küçük grup, var olma amacını biliyordu ve bu yüzden bir anlamda ilahi bir görevin bilincinde yaşıyorlardı.

Kutsal Kitap’ı doğru anlamak için şu üç farklı insan kategorisini anlamak gerekir. Birinci grup, ilahi vahyin dışından kalan, Tanrı’nın gerçeğinden yoksun kişileri kapsar. İkinci grup, Kutsal Kitap’ın mesajını alan, bu mesajla kendilerini resmi ve dışsal olarak özdeşleştiren ama mesajı asla yürekten ve samimi bir şekilde kabul etmeyen kişilerden oluşur. Bu kişiler, gerçeğin bilgisine sahiptirler ama onun gücünü reddederler (2 Timoteos 3:5). Bu gerçeğin üzerlerinde hiçbir etkisi yoktur. Üçüncü grup, Tanrı’nın sadıklarıdır. Bu kişiler diğerlerinden daha iyi değillerdir, ancak Tanrı’nın lütfunun farkındadırlar ve bunun farkında olarak yaşarlar. Bu kişiler, Tanrı’nın, isteğini gerçekleştirmek için aracı olarak kullandığı kişilerdir. Bu grup, yaşamaya değer tek yaşamın Tanrı’ya itaat ederek yaşanılan yaşam olduğunu bilen tövbekarlardan oluşur. Oran olarak çok azdırlar. Aslında her zaman az olmuşlardır ve şu an da böyledirler. Ama Tanrı’nın planı, yıllar boyunca bu sadıklar aracılığıyla gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam edecektir.

2017-06-22T02:06:21+00:00